Millennium Actress bir biyografiyi kronolojik olarak anlatmak yerine hafızanın nasıl çalıştığını taklit eder. Chiyoko'nun gerçek hayatta koştuğu bir koridor, oynadığı dönem filmindeki kaleye açılır. Kurgu, geçmişi düzeltmez; duygusal olarak nasıl hatırlandığını görünür kılar.
Genya'nın anılara fiziksel olarak katılması filmin en ince tercihlerinden biridir. O yalnızca tarafsız bir belgeselci değil, hayranlığıyla Chiyoko'nun hikâyesine çoktan dâhil olmuş bir seyircidir. Bu nedenle film, bir yıldızın hayatı kadar sinemanın izleyicide kurduğu kişisel hafızayı da anlatır.
Tekrar eden koşu hareketi ve anahtar motifi, ulaşılacak kişiden çok arayışın kendisini öne çıkarır. Satoshi Kon'un kusursuz eşlemeli kesmeleri gösterişli olsa da duyguyu kesintiye uğratmaz. Final, Chiyoko'nun hayatını bir yanılgıya indirgemeden arzu ile sanat arasındaki bağı tamamlar.
Filmin tarihsel dekorları aynı zamanda Chiyoko'nun yaşlanmasını ölçer. Deprem, savaş, stüdyo dönemi ve uzay yarışı tek bir hayatın içinden geçerken kişisel hatıra ile ulusal tarih birbirine karışır. Kon, gerçek olayları ders gibi sıralamak yerine sinemanın onları nasıl yeniden sahnelediğini gösterir. Chiyoko'nun yüzü de her yeni rolde bu ortak belleğin taşıyıcısı olur.