Woman at War

5 dakikada okuyabilirsiniz
Woman at War Kona fer í stríð

Woman at War a.k.a. Kona fer í stríð, Malmhaus filminden tanıdığımız Halldora Geirharosdottir’in başrolünde yer aldığı, doğayla olan ilişkisinden giderek uzaklaşmış modern bireyin yerine, panteist [1] yaklaşımla harmanlanmış endüstrileşme karşıtı olarak idealize edilen bir kadının muhalif duruşunu anlatan Benedikt Erlingsson filmi.

İlgili İçerik: Málmhaus

Elektrik Santrallerine Savaş Açan Modern Don Kişot Olarak Bir Kadın

Gündelik yaşamın konformist [2] akışına kendini bırakmış kişiler olarak önümüze sunulanı kabullenme eğilimindeyiz. Çalışma yaşamımızdaki adaletsizliklerden çarpıtılmış siyasi söylemlere kadar farkında olduğumuz tüm tavırların karşısında durmanın olası maliyetini kaldırabilecek radikal bir muhalifliği çok az kişi göze alabilmektedir. Geride kalan bizler ise onları takdir etmekten öteye gidemeyen ve sesi gittikçe azalan alkışlardan fazlasını yapamamaktayız; Halla ise bundan fazlasını yapabileceğimizi gösteren bir kadın karakter olarak karşımıza çıkıyor.

Halla, Alakır Nehri’ndeki duruşuyla tanıdığımız Tuğba ve Birhan’ın, yapılan tüm antidemokratik yaptırımlara karşı adalete olan inançlarını yitirmeden sürdürdükleri hukuk mücadelesinin aksine, doğaya zarar veren endüstrileşmenin karşısında, onların anladığı  dilden konuşmayı tercih eden bir müzik eğitmeni. İzlanda’da kurulan bir alüminyum fabrikasının işleyişini durdurabilmek için elektrik hattına sabotajlar düzenleyen Halla, film boyunca bir taraftan eylemlerini sürdüren bir taraftan da gündelik yaşamına devam etmek zorunda olan bir aktivist.

Woman at War Kona fer í stríð
Kona fer í stríð © Magnolia Pictures

Halla eylemlerini tek başına sürdürmesine rağmen, müzik eğitimi verdiği korosunda bulunan siyasetin içinden bir karakter olarak Baldvin’den ve Maudie filmindeki Everett Lewis karakterinin kadını bir köpekten daha aşağıda gördüğü anlayışına paralel olan, köpeğine Kadın ismini vermiş kuzeni Sveinbjörn’den de yardım almakta.

Woman at War Kona fer í stríð
Halla ve Sveinbjörn, Kona fer í stríð © Magnolia Pictures

Fabrikanın elektriğini kesmek için kullandığı okunun arkasında bağlanmış metal ipi, santrallere bağlı tellerin üzerinden atarak hattın kısa devre yapmasına ve akabinde fabrika elektriğinin kesilmesine neden olan Halla’nın bu sabotajları sayesinde fabrika çalışmayı durduracaktır. Güvenlik sorunun benzer eylemlerin durduralamaması sebebiyle sağlanamayacağına kanaat getiren firma sahipleri ise yaptıkları ticari anlaşmaları askıya almak durumunda kalacaktır. Eylemlerini yaptıktan sonra saklanması için Halla’ya yardımcı olan Sveinbjörn’ün yardımlarının yanı sıra, Baldvin de bu eylemlere karşı siyasilerin aldıkları önlemleri önceden bildirerek Halla’ya yardımcı olacaktır. Halla’nın eylemlerini gerçekleştirdiği dağların sürekli drone yardımıyla izlenmesi ve koro çalışmalarına verdikleri kısa aralarda Baldvin’le konuşurlarken buzluğa koydukları cep telefonları, fiziki çevremizin bizleri gözetim altında tutan araçlarla nasıl çevrelendiğinin de kanıtı durumundadır. Gözetim araçları her ne kadar bizlere güvenliğimizin sağlanması ve gündelik yaşamlarımızı kolaylaştırması makyajıyla sunulsa da aslında Jeremy Bentham’ın tasarladığı Panoptikon [3] modeli hapishane gözetleme sisteminin güncel varyasyonları olarak düşünülebilir.

Tüm bu önlemlere rağmen yakalanmamayı başaran Halla ise alacağı bir haberle eylemlerini sürdürüp sürdürmeme konusunda ikileme düşecektir. Posta kutusuna iletilen bir mektuptan sonra aldığı telefonun diğer ucundaki görevli, dört yıl önce başvurduğu evlat edinme bildiriminin olumlu sonuçlandığını söyleyecektir. Ebeveynlerini savaşta kaybetmiş Nika’nın anneliğini üstlenme fikri Halla’yı bir çocuğun yaşamına eşlik etmek ile aktivist eylemlerini sürdürmek arasında bırakacaktır. Aldığı bu haberden sonra kardeşi Asa’nın da yardımını isteyerek, yakalanması ihtimaline karşı önlemini alacaktır.

Woman at War Kona fer í stríð
Kona fer í stríð © Magnolia Pictures

Nika’nın yaşamına girecek olması nedeniyle bir manifesto yazarak sabotajlarına son vermeyi planlayan Halla, toplumun çevreye daha duyarlı olması ve endüstrileşme nedeniyle zarar gören doğanın karşısında ortak bir duruş sergilenmesini sağlayabilmek adına yazdığı manifesto ise medyanın manipülasyonlarından kurtulamaz. Televizyon kanallarında “Sanayiyi bir kenara bırakıp kerpiç evlere mi dönelim?”, “Hidroelektrik zaten doğa dostudur.”, “Asıl önemli olan demokratik ideallerimizin  sürdürebilir olmasını sağlamaktır.” gibi söylemlere tanık olduktan sonra gerçekleştireceği son eyleminde Halla yakalanacaktır. Fakat kardeşiyle olan benzerliklerini de kullanarak, manastır eğitimine gitmeyi planlayan Asa’nın hapishane ziyareti sırasında yer değiştirecekler ve Halla, mahkumiyetinden kurtularak Nika’yı almaya gidecektir.

Woman at War Kona fer í stríð
Halla ve Nika, Kona fer í stríð © Magnolia Pictures

Woman at War a.k.a. Kona fer í stríð

Filmin zekice kurgulanmış olay örgüsünün yanı sıra senaryosuna serpiştirilmiş önemli alt metin okumaları ve çıkarımlar da yapılabilir. Halla ile ilk karşılaşmalarında köpeğine Kadın ismini koyan Sveinbjörn’ün filmin sonlarına doğru bir diyaloğunda “Ukrayna halkı çalışkan adamlardır… Ve kadınlar.” düzeltmesine ihtiyaç duymasıyla anladığımız değişen kadın algısının gösterilmesi, Halla yerine tutukladıkları Asa’yı tanıtan bir haber spikerinin “Terörist diye yakaladıkları kadın, bohem bir sanatçıymış.” yorumuyla bir takım radikal gruplar ya da terörist olarak lanse edilen oluşumların özünde herhangi bir ideolojiyle bağının olmamasına rağmen medya araçları yardımıyla manipülatif bir çarpıtmaya maruz bırakıldıkları mesajı ve kendi içsel yolculuğuna çıkmak adına manastıra gitmeyi planlayan Asa’nın fikrini değiştirerek Halla’nın yerine hapishaneye girmesi ve orayı bir manastır olarak anlamlandırması ise belki de toplumsal sorunlara sırt çevirerek yapılacak tüm eylemlerden daha değerli olanın, kitlesel bir iyileşme için harcanacak çabalardan önemli olmadığı mesajını vermek isteyen senaristin iletileri olarak okunabilir.   

Filmi izlerken sekansların içinde bize sürekli eşlik eden yerel bir orkestra ve yerel kıyafetleriyle şarkılar söyleyen koronun eşliğiyle korunan kültürel anlayış, Halla’nın bisikletiyle seyahat ederken gözümüze çarpan bir dükkanın pride store olarak gökkuşağı renkleriyle bezenmiş olması, Halla’nın evindeki duvarda Nelson Mandela ve Mahatma Gandhi’nin portrelerinin bulunması ve filmin son sahnesinde Emir Kusturica’ya yapılan saygı duruşu, yönetmene saygımızı arttıran detaylar olarak göze çarpmaktadır.

Woman at War Kona fer í stríð
Kona fer í stríð © Magnolia Pictures

Belki bizler de gündelik yaşamın sıradanlığını hayatın gerçeği olarak kabullenmek yerine adaletsiz her eylemin karşısında koruyabileceğimiz kolektif duruşlarımızla hapishanede bile olsak manastıra, kendi içsel yolculuğuna çıkmış bir keşişin huzuruna bir gün ulaşabiliriz.

İleri Okuma:

[1] Panteizm, Wikipedia.
[2] Konformist, Wikipedia.
[3] Panoptikon, Wikipedia.