Alfred Hitchcock ile Sinema Üzerine

2 dakikada okuyabilirsiniz
Alfred Hitchcock

Sinemanın dahi yönetmenlerinden Alfred Hitchcock‘un 1960 yılında, henüz kült filmi Psycho yeni tamamlandığı sırada İngiliz BBC kanalına verdiği bir röportajı sizler için hazırladık.

Usta gazeteci Robert Robinson ile yapılan röportajın tamamını aşağıdan okuyabilirsiniz.

Sinema sıkıcı yerleri makaslanmış hayattır.

Alfred Hitchcock

Alfred Hitchcock ile Sinema Üzerine

Bay Hitchcock, neden sürekli gerilim filmleri yapıyorsunuz?

Neticede hayat bir gizemdir, değil mi? Ve her zaman da öyle olmuştur. İnsanların hakkında hiçbir şey bilmedikleri şeyleri anlamak için gizeme ihtiyaç duyduklarını düşünüyorum. İşte bu gizemdir.

Ancak sizin gösterdiğiniz gibi sansasyonel olmadığı kesin…

Hayat daha sansasyoneldir. Şöyle denebilir ki… Sinema nasıl tarif edilir? Sinema sıkıcı yerleri makaslanmış hayattır.

Bir filmdeki gizemi herhangi bir açıdan kendiniz için bir kaçış olarak görüyor musunuz? Örneğin kendi korkularınızdan bir kaçış olabilir mi?

O şekilde başlamış olabilir. Sanırım daha altı aylıkken annemin kollarındayken başlamıştır bu. Bana “boo” diyordu ve ödüm kopuyordu.

Çocukken neden korkutuğunuza dair hatırladığınız net bir anınız var mı?

Bir polisten korktuğuma dair belli belirsiz bir anım var. Sanırım 4 ya da 5 yaşındaydım, elimde bir notla polis merkezine gönderilmiştim ve ufak bir talihsizlik yüzünden ceza olsun diye hücreye kapatılmıştım. Neden oraya kapatıldığımı hatırlamıyorum ama muhtemelen haksız yere olmuştur. Psikiyatristler sürekli kökeni geçmişte olan ve çocukluktan gelen bir korkunuz varsa, o ana gidip korkunuzu serbest bıraktığınızda her şeyin düzeleceğini söyler. Bu bende işe yaramadı, hala polis memurlarından korkarım.

Oldukça ürkek biri olduğunuzu söyleyebilir misiniz?

Tamamen ürkeğim, her şeyden korkarım.

Seyirciyi korkutmak isteyen bir yönetmen için vazgeçilmez olan diğer tüm kuralların üstünde bir kural var mı?

Bana göre seyircinin psikolojisini anlamalısınız. Ayrıca seyircilerin içinde büyüyen o temel korkuyla eğlenmeyi sevdiklerini bilmek gerek. Tüm bunlar annelerinin onlara “boo” demesiyle başlar. Ama açıklanamaz bir sebeple, nasıl desem… Sırf neye benzediğini görmek için parmaklarını korkunun soğuk suyuna değdirmeyi severler. Bu yüzden virajlı patikalarda geziye çıkarlar ve çığlık atıp dururlar. Daha sonra kıkırdayarak bundan vazgeçerler. Küçük küçük kızlar salıncakla yükseğe doğru sallanırlar, aniden fazla yükseğe çıkınca korkar ve yavaşlarlar yine. Herkes dener.

Yeni filminizin adı Psycho. Bize filminizden biraz bahsedebilir misiniz?

Psycho, “şok edici hikaye” olarak benim ilk denemem. Diğer bir deyişle içinde insanı şoke eden bölümler var. Bir anlamda korku türünde bir film olarak tanımlanabilirdi ancak korku, filmi izledikten sonra eve vardığınızda karanlıkta gelir size.

Daha spesifik bir şekilde anlatabilir misiniz?

Film bir tür… Filmin ana fikri şöyle, 12 odalı küçük bir motel işleten, sıradan bir iş yapan genç bir adam var. Motelin arkasındaki eski evdeyse annesi var. Ve korkarım ki kadın cinayet işlemeye meyilli. Adam kadını ortadan kaldırmalı ancak aynı zamanda onu çok da seviyor. Motelin konuklarına neler olduğunu tahmin edebilirsiniz.

Bir keresinde oyuncuların sürülmesi gereken sığırlar olduğunu söylemiştiniz. Merak ediyorum bu konuyu biraz genişletebilir misiniz?

Nasıl yani oyuncuları olduklarından büyük sığırlar haline mi getireyim?

Hayır, hayır.

Peki yapmam. Şaka yapıyorum tabii ki. Ama oyuncular çocuktur, bilirsiniz. Ve onlarda baş gösteren daimi sorun onların egolarıyla uğraşmaktır. Ama ego sahibi olmaya mecburlar ve de çok duyarlı olmalılar. Yoksa kendilerinden istenileni yapamazlardı.

Sürekli olarak kendi filmlerinizde görünüyorsunuz Bay Hitchcock. Peki hiç oyuncu olmayı arzuladınız mı?

Hiç o kadar düşmedim.