Kız Kardeşler

7 dakikada okuyabilirsiniz
Kız Kardeşler

Kız Kardeşler Türk yönetmen Emin Alper tarafından yazılan ve yönetilen 2019 yapımı film.

Zaman, şimdi’de yaşadığımızı sandığımız bizlerin en büyük yanılgılarından. Kaotik bir varoluştan uzaklaşabilmek ve kendimizi algısal bir bütünlüğün içinde konumlandırabilmek adına geçmiş ve gelecek tahayyülleriyle yaratılan bir ‘şimdi’, günlerin, ayların, yılların hatta çağların belirlenmişliğiyle anlamlı bir bütüne dönüşüyor gibi hissediyoruz.

Peki varsayılan bu lineer kavramsallaştırma gerçeğe ne kadar yakın? Bilincin ve doğa bilimlerinin somut normlarına indirgenerek ulaşıldığı düşünülen sönük gerçekler, bilinçaltının arkaik hatıralarına söz geçirebilir mi?

Emin Alper 2012 yapımı Tepenin Ardı ve 2015 yapımı Abluka’dan sonra bu defa yarattığı belirlenmiş zaman ve mekan algısının ötesindeki üç kız kardeşin taşrada geçen hikayesiyle karşımızda; Reyhan, Nuran ve Havva.

Kız Kardeşler: Ötekileşen Yaşamların Vicdanı Olabilmek

Kız Kardeşler
© Liman Film, NuLook Production

Bir arabanın ön camından gördüklerimizle filme dahil olmaya başlıyoruz. Dağların arasından kıvrılarak ilerleyen sarp yolları, arabanın arka koltuğunda, annesini kaybettikten sonra besleme olarak verildiği evden tekrar köyüne dönmek zorunda bırakılan Havva’nın gözlerinden  izliyoruz. Kasabadaki yaşamından sonra yeniden köyüne dönmek zorunda kalan üç kız kardeşten biri olan Havva, babaları Şevket’in en küçük kızı.

Annelerini kaybettikten sonra daha iyi bir gelecek umuduyla kızlarını kasabadaki ailelerin yanına besleme olarak veren Şevket için işler umduğu gibi gitmez. Daha öncesinde büyük kızı Reyhan’ın eve dönmesinden sonra gelen Havva ve hemen ardından Necati Bey tarafından yeniden köye getirilen Nuran’la birlikte Şevket’in memnuniyetsizliği artmıştır.

Coğrafya kaderinin uçsuz bucaksız döngüselliğinde sıkışmış bu aile, kasabadaki yaşamı ve orada yaşayanları yücelten yaklaşımları nedeniyle, kendi köylerinde umut ve hayal kırıklıkları arasında salınmaktadır. Köy yaşamının kötü, kasaba yaşamının iyi olduğu bir ters konformizme [1] teslim olmuş Şevket ve kızları, başkalarının kurallarına ve hizmetlerine dahil olmuş bir kasaba yaşamının,  doğdukları topraklarda kimsenin boyunduruğu altında kalmadan sürebilecekleri köy yaşamına yeğ görmektedir.

Kız Kardeşler
© Liman Film, NuLook Production

Ait oldukları  köy yaşamlarında kendilerini bir öteki pozisyonuna yerleştiren kız kardeşler, kasabada yaşadıkları evlerde de bir yabancıdan fazlası olamamıştır. Kasabadaki evlerinde Neriman’ın eşi Necati Bey’le ilişkiye girerek kendini çocuğuyla birlikte yeniden köyde bulan Reyhan, evdeki çocuklardan birinin ölümü sonrasında köye geri getirilen Havva ve Necati Bey’in çocuklarından birine uyguladığı şiddet ve eve uyumsuzluğu nedeniyle köy evine dönen Nuran’ın yaşamları yeniden kasabaya dönebilme umuduyla sürmektedir.

Reyhan’ın eczası kalfası Rıza’yla olan ilişkisinden doğduğu düşünülen bebeğiyle köye döndükten sonra köyün meczup çobanı Veysel ile evlendirilmiştir. Veysel, birlikte yaşadıkları evde ailenin tüm bireyleri tarafından sürekli dışlanan ve küçük görülen bir eş konumundadır. Kayınpederi Şevket’in ve eşi Reyhan’ın aşağılayıcı yaklaşımlarına katlanmak zorunda kalan Veysel’in tüm duygulanımları bastırılmış bir öfkenin dışavurumu olarak gözümüze çarpar.

Birlikte oturdukları sofrada kayınpederiyle olan tartışması ve eşi Reyhan’a duyduğu cinsel arzu ve isteğinin reddedilmesi gibi durumlarla öfkesi sürekli perçinlenen Veysel, kurulan bir rakı sofrasında eşi ve çocuğu için Necati Bey’den iş istemek için fazla ısrarcı olduğu bir gece alevlenen tartışma sonrasında kayınpederi ve köyün muhtarı tarafından sofradan kovulur. Bu esnada Reyhan ve Nuran evde yayık yapmaktadır.

Kız Kardeşler
Reyhan ve Nuran © Liman Film, NuLook Production

İki kız kardeşin yayık yaptığı bu sekans, konuşulmaya her zaman imtina edilen bastırılmış cinsellik olgusunu gözlemleyebileceğimiz güzel bir örnektir. Kendi deneyimlerini üstü kapalı bir şekilde Nuran’la paylaşan Reyhan aynı zamanda yayık yapmaya devam etmektedir. Yönetmen tarafından cinselliğin bir metaforu olarak kullanılan yayık sahnesinde, Reyhan açıklamalarını yaparken bir taraftan ileriye ve geriye doğru salladığı yayıkla birlikte kendini cinsellik isteği artmış bir halde bulur.

Reyhan: Korkma, kemiği yok onun.
Nuran: Hiç acıtmıyor sanki.
Reyhan: Var biraz acısı ama en başta o.
Nuran: Sonra?
Reyhan: Sonrası iyi.
Nuran: Çok mu iyi?
Reyhan: İyi olmasa bu kadar insan yapar mı?
Nuran: Ben yapmam.
Reyhan: İyi aman yapma, turşusunu kur.

Kız Kardeşler

Diyaloğun sonlanmasıyla birlikte yayık da olmuştur. Ayranı götürmek üzere evden ayrılan Reyhan, yolda yere sırt üstü uzanmış halde eşi Veysel’i görür. Uyandırmaya çalışsa da içtiği rakının etkisiyle Veysel uyanamamaktadır. Elindeki ayran kazanını yere bırakan Reyhan, yayık yaparken artan cinsel isteğini pasif bir konumda bulunan Veysel ile tatmin edebileceğini düşünür. Birlikte yattığı gecelerde Veysel’in isteklerini reddeden Reyhan, Veysel’in o anki edilgen konumundan memnundur. Üzerinde olduğu sırada Veysel’in kendisine dokunuşlarına sert bir tavırla karşılık gösteren, ‘Reyhanım’ seslenişlerine eliyle Veysel’in ağzını kapatarak karşılık veren Reyhan, rızaya dayalı bir sevişme sahnesinden ziyade, Veysel’i sadece cinsel obje konumuna indirgeyerek tanımladığı öznenin ötesine geçememektedir. 

Kız Kardeşler
Veysel © Liman Film, NuLook Production

Sevişme sahnesinin Veysel’in erken boşalmasıyla nihayete ermesinden sonra Reyhan’ın aşağılayıcı tavrı yeniden kendi gösterir ve memnuniyetsiz bir tavırla Veysel’i orada bırakıp yoluna devam eder. Sonraki sekansta Veysel’i en azından ayağa kalkabilecek kadar ayılmış bir halde Necati Bey’le kurduğu diyalogta görürüz. Sofradan kovulduktan sonra vicdanı sızlayan Necati Bey, Veysel’e karşı daha yumuşak bir üslup takınarak sohbetine devam eder. Kasabadaki benzinlikte Veysel’in isteği işi ayarlamaya çalışacağını anlatırken oluşan yumuşak hava, Veysel’in kasabada dönen dedikoduyu Necati Bey’e anlatmasıyla dağılır.

Reyhan’ın aslında eczacı kalfası Rıza’yla değil de Necati Bey’le ilişkisi olduğu söylentilerini aktaran Veysel bir anda Necati Bey’in sert sözlerine maruz kalır. Necati Bey’in öfkesini olayın gerçek olması ihtimaline yoran Veysel, tartışmayı uzaktan duyan ve yanlarına gelen muhtar ve kayınpederi Şevket’in şiddetini maruz kalır. Dayak yedikten sonra öfkesi iyice artan Veysel bir süre yerde kaldıktan sonra evin yolunu tutacaktır.

Eve geldikten sonra, rakı sofrasına salata hazırlamak için yakınlarda duran Havva’nın Reyhan’a olanları anlatmasıyla Reyhan, Veysel’in Necati Bey’den iş istediğini öğrenmiştir. Bu duruma çok sinirlenen Reyhan, eve gelip ocağın kenarına oturan Veysel’i örselemeye başlar. Bu sıkışmışlığa daha fazla dayanamayan Veysel, elindeki demir çubukla ocağı daha şiddetli bir şekilde karıştırmaya başladığı sırada içi kaynar su dolu kazanı devirir ve ocağın hemen yanı başında olan Reyhan’ın bebeği Gökhan trajik bir şekilde ölür.

İşlediği suç nedeniyle dağlara kaçan Veysel’den aylarca haber alınamayacaktır. Ta ki bir gün kaçmaktan ve taşıdığı suçluluk duygusunun ağırlığında yorulup Reyhan’ın yanına af dilemeye gelene kadar. Sürekli öteki konumuna maruz bırakılan Veysel’in işlediği suçun sorumluluğunu sanki üzerinde hissetmiyormuş gibi davranan Reyhan, Veysel’in affını kabul etmez ve köyden Ankara’ya, teyzesinin yanına gideceğini söyleyerek Veysel’in yanından ayrılır. Affı da kabul olmayan Veysel, Şevket’in hikayelerinde anlattığı babasının yolunu izleyecek, kendini ağaca asarak yaşamına son verecektir.

Kız Kardeşler
© Liman Film, NuLook Production

Fotoğraf karelerini andıran muazzam görüntüleriyle bizi taşranın ortasındaki yaşama dahil eden Kız Kardeşler, dramatize edilmeye böylesine açık bir hikayeyi işlemesine rağmen, anlatım şekli ve oyunculuklarıyla ajite edilmiş rollerden çok uzaktır. Taşra ve kasaba arasında kendi sıkışmışlığını yaratan karakterleri, kendi iyilikleri için diğerlerinin kötülüğünü istemek zorunda bırakılmış iç dünyalarındaki vicdan muhasebelerine abartısız ve gerçekçi yaklaşımlarıyla izleriz.

Köylülerin terk edilmiş madenden taşıdıkları kömür, bazı sahnelere ustaca iliştirilmiş akrepler ve Havva’nın rüyasında besleme olarak kaldığı evdeki çocuğu doğurması gibi sembolik çağrışımların yanı sıra, köyün delisi olarak adlandırılmış Hatice’nin ara sıra kadraja girip kapıları çaldıktan sonra takla atarak yuvarlanmasındaki mekan algısını kırmaya yönelik girişimlerindeki dinamizm unsurları da filmin alegorik havasını daha da yüceltir.

Toplumda kişilerin aşağı tabakada görülmesinin gerekçelerini oluşturan yanılsamaları hepimiz ne yazık ki içselleştirmiş konumdayız. Doktorluk mesleğinin çobanlıktan üstün görülmesi, akıl hastalarının küçümsenmesi, köy yaşamının tükaka edilmesi gibi önkabullerimizle farklılıkları çeşitlilik olarak görmek yerine öteki konumunu atfederek dışlamamız belki toplumsal yaşamlarımızdaki tüm sorunların temelini oluşturmaktadır; belki de Veysel son sözünü sadece Reyhan’a değil, hepimize söylemektedir:

Keşke beni hor görmeyeydiniz.

Kız Kardeşler

[1] Konformizm, Türkçe Bilgi
[2] Dinlemek isteyenler için filmde geçen bir Azeri Ninnisi: Shovket Alekberova – Lay Lay