Tekkonkinkreet'te şehir dekor değil, filmin üçüncü ana karakteridir. Dar sokaklar, üst üste binen tabelalar, tapınaklar ve endüstriyel yapılar tek bir mimari düzene uymaz. Treasure Town'ın karmaşası Black ile White'ın birbirini tamamlayan zihinleri gibi çalışır.
Black'in koruyuculuğu giderek sahiplenmeye ve kendini yok etmeye yaklaşır. Güçlü olmak White'ı korumasına yardım ederken şiddetin dışında bir kimlik kurmasını da engeller. Minotaur figürü, dışarıdan gelen yeni bir düşmandan çok Black'in kentle kurduğu ilişkinin karanlık ucudur.
White saf ya da edilgen bir karşı ağırlık değildir. Çizdiği resimler ve tekrar ettiği küçük cümleler, iki kardeşin duygusal haritasını tutar. Onun dünyası gerçeklikten kaçış değil, Black'in yalnızca tehdit olarak gördüğü çevrede başka ihtimaller bulabilme yeteneğidir.
Michael Arias hızlı hava hareketlerini sessiz ve kırılgan anlarla dengeler. Plaid'in müziği ile Studio 4°C'nin esnek animasyonu, Treasure Town'ı hem somut hem de zihinsel bir mekân haline getirir. Film kentsel dönüşümü yalnızca eski binaların kaybı olarak değil, o mekânda kurulmuş ilişki ve hafızanın silinmesi olarak anlatır. Final, değişimi durdurmaz; Black ile White'ın değişimin içinde birbirlerine nasıl yer açabileceklerini gösterir.