Bunu Okuyorsunuz
Antichrist

Antichrist

Antichrist

Antichrist, Danimarkalı yönetmen ve senarist Lars von Trier’in 2009 yapımı filmi.

Mitoloji, yüz binlerce yıldır var olan homo türünün henüz kendini dik bir konuma dahi getiremediği çağlardan itibaren yaşantılarının aktarılmasında önemli bir aracı olagelmiştir. Doğayı anlamada hem fizik hem de metafizik unsurları bir arada kullanarak bütüncül bir yaklaşımla insanın primitif duygu, düşünce ve davranışlarını temellendiren mitoloji, sanatın her alanında olduğu gibi sinemada da kendini görünür bir şekilde var etmektedir.

Antichrist: Kolektif Bilinçaltını Mitolojiyle Aydınlatmak

Kimi zaman Doğu’nun ve Batı’nın mitolojik öykülerindeki ortak unsurlar, insanlığın zaman ve mekan olarak birbirinden farklı yaşantılara sahip olsalar da yüz binlerce yıldır süregelen temel değerlerin açımlayıcısı konumundadır. Trier, Antichrist filminde kadın doğası, ölüm, yas süreci, cinsellik  gibi insanlığın ortak unsurlarını; mitolojik öykülerin metaforlarını kullanarak  öfke, korku, tiksinti ve mutluluk gibi temel duyguların, bilinç ve bilinçaltındaki yansımalarını aktarmıştır.

Gerçek kendiliği oluşturmanın temel koşulu olarak bilinen temel duyguların çarpıtılmadan yaşanabilmesi koşulu, öznelerarası alanda yeniden anlam kazanarak bizi sahte kendiliğimizden uzaklaştıracak ilk adımların göstergesi konumundadır. Prolog ve epilog bölümleriyle birlikte toplamda altı bölüm şeklinde, tragedya türünün biçim ve içerik unsurlarını taşıyan Antichrist, sembolik anlatımın ağır bastığı anlatımıyla izleyicisini kendi temel duygularıyla doğrudan yüzleştirebilme cesareti göstererek, Trier’in en beğenilen yapımları arasındaki yerini almıştır.

Antichrist
Antichrist © IFC Films

Filmimiz bir kadın (Charlotte Gainsbourg) ve bir erkeğin (Willem Dafoe), arya eşliğinde ağır çekim sevişme sahnesiyle başlar. Araya serpiştirilmiş karelerde ise bir çocuk görürüz.

Yürüyebilme yaşına henüz eriştiğini varsayabileceğimiz çocuk, adam ve kadının küçük oğullarıdır. Seviştikleri esnada gördüğümüz bebek telsizinin sesinin kısılmış olması gelecek felaketin habercisi gibidir. Kendisine ayrılmış güvenli alanın minyatür kapısını açarak uzaklaşan çocuk, filmdeki bölümlerin isimlerini de oluşturacak olan, altında Grief, Pain ve Despair yazılı The Three Beggars isimli üç heykelciğin bulunduğu masaya çıkarak kendini pencereden dışarıya bırakır. Telsizin sesinin kısılmış olması ve Nick’in pencereye gidişine müdahale edilmemesi/edilememesi, kadının uzun süre atlatamayacağı şiddetli bir yas sürecinin başlangıcını oluşturacak ve çiftin orgazmıyla eş zamanlı gerçekleşen olay, sonradan kadın için başlayan bu yas sürecinde, o an’ı hem hatırlama hem de unutma isteğinin kaotik ve girift yapısını film boyunca önümüze serecektir.

Antichrist
Antichrist © IFC Films

Rus yönetmen Andrey Tarkovski’ye adanmış filmde sıklıkla karşılacağımız, nesnelerin benzer kullanımlarından biri bu sahnedeki ‘ağır çekimde devrilen şişe ve dökülen su’ olarak yorumlanabilir.

Göz At: Andrei Tarkovsky: Sanat Nedir? | Röportaj

Nick’in cenaze töreni esnasında bayılarak yere düşen ve sonrasında yaklaşık bir ay kadar hastanede kalan kadın, psikoterapist olan eşinin psikiyatristin medikal tedavisine gerek olmadığı düşüncesiyle hastaneden çıkarılacak  ve eşi tarafından ilaç kullanımı engellenecektir.  

Yas süreci psikoloji ve diğer disiplinlerin yanı sıra din ve mitoloji temelli anlatıların da ana konularından olmuştur. Bu sürecin ‘sağlıklı’ geçirilebilmesi adına uygulanan ritüeller, son yıllarda yerini psikiyatrik ve psikolojik müdahalelere bırakmıştır. Film boyunca bu disiplinlere getirilen eleştirel yaklaşımlar, kadının yas sürecinde eşiyle olan diyalogları üzerinden işlenmektedir. İlaç kullanımını bıraktıktan sonra başlayan, yas sürecinin erken aşamalarında oluşabilecek  geçici psikotik atakların ya da duygulanımın dahi ortadan kalkarak kişiyi apatik bir hale büründüren  depresif nöbetlerin, kendi terapötik yaklaşımıyla geçebileceğine inanan adam, eşduyum yeteneğine sahip samimi bir koca olmaktan daha çok, kadının duygusal kimliğini oluşturan sınırları ihlal eden  terapist kimliğiyle eşinin yanında bulunmaya başlayacaktır.

Nick’in ölümünden sonra kadının içinde bulunduğu trajik yas sürecinin aksine eşi, sanki bu kayıptan hiç etkilenmemiş gibi kadının terapisti persona’sını [1] takınır. Kübler Ross’un belirttiği beş aşamalı yas modelinde [2], ilk basamak olan inkar’ın içinde kabul edilebilecek bu tavır aynı zamanda kocanın narsisistik tutumuyla birleştiğinde, kadın için bu süreç daha zorlu geçmeye başlayacaktır.

Jean-Paul Sartre’ın Varlık ve Hiçlik’indeki ‘…ben kendi tavırlarımdan, davranışlarımdan asla hiçbiri değilimdir. İyi konuşmacı, konuşmayı oynayan kişidir, çünkü konuşan olması mümkün değildir: dikkatli olmak isteyen dikkatli öğrenci, gözlerini öğretmene dikmiş, onu can kulağıyla dinlerken kendini dikkatli öğrenciyi oynamaya öylesine verir ki sonunda hiçbir şeyi dinleyemez olur. Bedenimde, edimlerimde sürekli namevcut bir halde, ben istesem de istemesem de, Valery’nin sözünü ettiği o ‘ilahi yokluğum.’’ [3] söylemi, sahte kimliğiyle var olmayı gerçek kimliğine yeğleyen kocanın psikopatolojik durumunu özetler niteliktedir.

Antichrist
Antichrist © IFC Films

Sağaltım sürecinde, eşiyle birlikte Eden Ormanı’ndaki [4] evlerine gitmenin daha uygun olacağını düşünen adam, bir gece birlikte yataklarında uzandıkları esnada kadının meşe palamutlarıyla ilgili düşüncelerini açığa vurduğuna tanık olur:

Meşe ağaçları yüzyıllarca yaşar. Tek yapmaları gereken soylarının devam etmesi için her yüzyılda bir tek ağaç üretmektir. Meşe palamutları çatıya düşüp duruyor. Sürekli düşüyor ve ölüyorlar. Anladım ki eskiden bana güzel gelen her şey meğer çok çirkinmiş. Artık eskiden duyamadığım şeyleri duyabiliyorum. Ölmek üzere olan şeylerin çığlıkları gibi.

Antichrist

Fakat eşinin bu metaforik tanımını sadece bilişsel düzlemde kavramsallaştırarak kabullenilebilir olduğunu düşündüğü için: ‘Söylediklerin çok dokunaklı, tabi çocuk kitabında olsaydı. Gerçeği farklı algılamana neden olan şey senin kendi düşüncelerin.’ diyerek hem eşinin duygusallığını hem de farkında olmadan kendi duygusal gerçekliğini yadsımaktadır.

Psikoterapist eşe göre nesnesi belli olmayan korku yersizdir ve korku, üzerine düşünülerek nesnesini bulması gereken bir duygudur. Ancak bu nesneleştirme sonrasında korku somut halini alır. Böylece bu korkunun üzerine gidilebilecektir. Bu durum yöntemsel olarak geçerliğini her ne kadar korusa da adamın unuttuğu bir şey vardır; bilişsel yaklaşım eşi için uygun mudur?

Terapilerin uygulabilirliğinin önceliklerinden biri, uygulanan terapötik yöntemin, hastaya ne kadar uyumlu olduğunu anlayabilme içgörüsüdür. Terapistin yöntemine güvenmeyen, kendisine empatik yaklaşarak onu anlayabildiğini düşünmeyen ya da kendisini yargılayarak didaktik bir öğretiye yaklaşan yönlendirmelerle karşılaşan hasta, tedavi sürecine uyum sağlayamayacak hatta hem tedavi olabileceği inancını kaybedecek hem de terapötik müdahalenin yetersizliğini düşünebilecektir.

Psikiyatristi tarafından atipik bir yas sürecinde olduğu düşünülen kadın, doktorunun tedavisine güvenmesine rağmen eşinin: ‘Yas hastalık değildir. Doğal bir süreçtir.’ fikrine riayet etmek zorunda bırakılacaktır. Eşinin, psikoterapinin temel etik kurallarından olan, yakınlarla girilmemesi gereken hasta-terapist ilişkisi kuralını da: ‘Hiçbir terapist seni benim kadar iyi tanıyamaz.’ diyerek reddetmesi, kadının yas sürecini doğal aşamalarında yaşamasının önüne geçen nedenlerden olacaktır.

İlgili İçerik
Málmhaus

Belirsizlikten kurtulmak amacıyla kadının korkusunu belirlemeye zorlayan eş, çizdiği bir piramidin üzerine sırasıyla yazdığı ve her defasında değiştirmek zorunda kaldığı korkusunun temel nedenleri olarak Eden Ormanı, Doğa, Şeytan ve nihayet Kendisi yazarak, kendince nesneleştirdiği korkuyu belirleyecektir.

Antichrist
Antichrist © IFC Films

Belirsizlikler, metaforlar, çağrışımlar ve sembollerle dolu kaotik psikoanalitik yaklaşımın, pozitivist indirgemeciliğin ortasında çırpınan sığ bilişsel yaklaşımlara karşı duruşunu gösteren anlatım, Trier’in bize anlatmak istediği bir kıyas çerçevesinden düşünülebilir. Adamın, ormanın içinde dolanırken karşılaştığı kendi bağırsaklarını yemekte olan tilkinin de ‘Kaos hüküm sürecek.’ söylemi, zoraki belirlenimciliğin doğada geçersiz olduğunu kanıtlar niteliktedir.

Film boyunca yapılan diyalogların hiç beklemediğimiz anlarında başlayan sevişme sahneleri de benzer duruşun paralelinde okunabilir. Adam her ne kadar psikoterapist rolüne büründüğü için eşiyle cinsel ilişkide bulunmak istemese de kadının terapileri ya da atakları sırasında nükseden ilişki girişimlerine karşı koymayacaktır. Kadının, terapi sırasında gelen sevişme isteklerini, eşine beslediği örtük nefretiyle yer değiştirerek dışavurması ve böylece eşinin terapist yaklaşımının da önüne geçebilmesinin aracı olarak görebiliriz. Seks aynı zamanda kadın için de kendini yatıştırma çabasının en ulaşabilir yolu konumundadır. Fakat bu sahneler kendini yatıştırma çabasıyla birlikte yazının başında da dile getirdiğim ikilemin çatışmasını da içinde barındırmaktadır. Seks eyleminin, kadın için aynı zamanda oğlunun ölmeden önceki son sahneyi kendine hatırlatarak bir cezalandırma aracı olarak kullanıldığı düşünülebilir. Hatırlamayı yeterli bir ceza olarak görmeyen kadın seks sırasında eşinin kendisine vurmasını da isteyerek bu cezalandırmayı kendisi için tatmin edilebilir bir seviyeye çekmeye çalışsa da yeterli olamayacak, artık cinsel hazza da ulaşamadığı ve suçluluğundan da kurtulmanın son çaresi olarak klitorisini makasla kesme yoluna giderek acısını dindirmeye çalışacaktır.

Antichrist
Antichrist © IFC Films

Somutlaştırılması gereken korkunun kaynağını bilinç düzeyinde belirlemeye çalışan yönelimin aksine mitoloji, bu önkabulleri daha  da derinleştirecek var oluşsal bir perspektife çekebilmektedir. Kadının yarıda bıraktığı tez konusu olan Gynocide [5], kadın tarafından, egemen görüşün aksine kadınların öldürülmesi gereken cadılar olabileceği mizojinik [6] yaklaşımını içinde barındırmaktadır.

Kadının doğasını anlamlandırmak için yaratılan mitlerin başında Havva ve Adem’in ilişkileri gelmektedir. Fakat biraz daha geriye gidildiğinde karşımıza  Lilith Efsanesi [7] çıkar. Çocuğunun ölümünden sonraki zamanı yas süreci olarak yorumlayabildiğimiz gibi, kadının kendi doğası üzerine var oluşsal bir sorgulaması olarak görebilir ve evlerinden Eden Ormanı’na taşındıkları esnada geçtikleri köprüyü ise bilinçaltındaki kendilik çatışmasını birbirine bağlayan aracı olarak okuyabiliriz. Köprü bir nevi, kadının bu zamana kadar kabullendiği Havva kimliğinden çıkarak Lilith’in bedenine bürünmesi özgürlüğünün sembolü olarak görülebilir. Artık o eşinin isteklerine riayet ettiği kadar yüceltilen, anne kimliğine bürünmüş ve Adem’in kaburga kemiğinden yaratılan Havva değil; Adem ile birlikte aynı zamanda topraktan yaratılan ve onunla eşit haklara sahip olan zarif (ceylan), akıllı (tilki) ve özgür (kuş) bir kadındır; olması gerekenden olan’a geçişini tamamlamıştır.

Geçişi tamamlandıktan sonra, terk edilme  korkuları yeniden tetiklenerek, eşini hiçbir yere gidememesi için ayağından bir demir parçasına bağlı beton yardımıyla kilitleyecektir. Çocuğunun eski fotoğraflarında da görülebileceği gibi, ona ayakkabılarını ters giydiriyor oluşu da aynı terk edilme korkusunun sonucu olarak yorumlanabilir; böylece çocuk fazla ileriye gidemeyecek ve kendisinden uzaklaşamayacaktır. Ayağındaki betona rağmen kendisini ormana sürükleyerek bir tilki deliğine saklanan eşini bulup yeniden eve götürdükten sonra ayağındaki betondan kurtulan adam kısa süre sonra kadını boğarak öldürecek ve Ortaçağ Avrupası’nda olduğu gibi [8] onu yakacaktır.  

Uyarı: Görsel bazı kullanıcılar için rahatsız edici olabilir. Görüntülemek için görselin üzerine tıklayın.
Antichrist

Doğa, şeytanın kilisesidir.

Antichrist

[1] Persona, Wikipedia.
[2] Kübler-Ross Modeli, Wikipeadia.
[3] Sartre, Jean-Paul (1943). Varlık ve Hiçlik. İthaki Yayınları, 9. Basım (sy. 108)
[4] Eden Ormanı, Uludağ Sözlük.
[5] Gynocide, Wiktionary.
[6] Öztürk, Leyla. Kadın Düşmanlığı Tarihinde, Ürpertici Bir Yolculuk: Mizojini. Kitapeki.
[7] Serindağ, Seval. Lilith Efsanesi. Gaia Dergi.
[8] Doğan, Sinema. Cadılık Mı Kötü Yoksa İnsanlık Mı?: Avrupa’da Cadı (Kadın) Avları. Açık Bilim.

Yorumları Görüntüle (0)

Yorum Yap

Your email address will not be published.