Parasite
© CJ Entertainment, TMS Entertainment

Kötüden İyiye: 21. Yüzyılda En İyi Film Oscar’ı Kazanan 20 Film

8 Shares
8
0
0
0
0
0

Değişen pek çok şey gibi Oscar Ödülleri de 21. Yüzyılda önemli ölçüde değişti. Oscar için yapılan filmler ve festival başlangıcına daha fazla önem veren daha uzun ödül sezonları nedeniyle, kazananlar genellikle film stüdyolarının agresif pazarlama kampanyalarına göre belirleniyor.

Oscar Ödülleri genellikle En İyi Film ödülüne göre değerlendirilir. Bazen en iyi film olarak The Waterfront, The Godfather ya da Silence of the Lambs gibi gerçek bir şaheser ödüllendirilirken, bazen de Out of Africa ya da Driving Miss Daisy gibi tamamen unutulması muhtemel bir filme ödül verilebilir.

Akademi Ödülleri en iyi filmin belirlenmesinde bir kriter olmasa da, düzenlenen törenle sinema endüstrisinin nasıl hissettiğini bize gösteriyor. Biz de 21. Yüzyılda En İyi Film ödülü kazanan filmleri kötüden iyiye sıraladık.

20. Crash

Kötüden İyiye: 21. Yüzyılda En İyi Film Oscar’ı Kazanan 20 Film
© Lions Gate Films

2006 yılında En İyi Film Oscar’ı kazanan Crash filmi, tüm Oscar tarihinin en kötü eğilimlerini temsil eden bir yaratıcı başarısızlık olarak adlandırılabilir. Crash, stereotipleri (sosyal psikolojide belirli birey türleri veya belli davranış biçimleri hakkında yaygın olarak benimsenen herhangi bir düşünce) yıkmayı amaçlayan bir film. Ancak filmde oldukça sığ karakterler ve kıvrımlı bir anlatımla onları birbirlerine bağlamaya çalışan sevimsiz yollar var.

Film izleyiciye yabancı düşmanlığı ve ırk ilişkilerini göstermeye çalışırken, her karaktere derinlemesine bakılmasını istiyor ancak senaryo karakterlerin hiçbirini film boyunca yeterince derinleştiremiyor.

Buna rağmen filmin oyuncuları çarpıcı performanslar sergiliyor. Thandie Newton, Michael Pena, Matt Dillon ve Sandra Bullock’ın performansları bir hayli başarılı. Yönetmenliğini Paul Haggis’in yaptığı filmin asil bir niyeti var ancak filmin bütünü, modern Los Angeles’ın karmaşıklığını kavrayamayan bir taslak gibi görünüyor.

Steven Spielberg’in yönettiği Munich, Ang Lee’nin modern klasiği Brokeback Mountain ve George Clooney’in yönetmenlik koltuğunda oturduğu büyüleyici bir çalışma olan Good Night, and Good Luck filmlerinin arasından En İyi Film Oscar’ını bu filmin alması akla mantığa sığmıyor.

19. The Shape of Water

Kötüden İyiye: 21. Yüzyılda En İyi Film Oscar’ı Kazanan 20 Film
© Fox Searchlight Pictures

Bir önceki filmle kalite olarak arasında büyük boşluk bulunan bir film The Shape of Water. Filmin sinefiller için tamamen büyüleyici olduğunu söylemek gerek. Karakterlerin hepsi sevimli ve büyüleyici. Sessiz bir kadın ve amfibi bir yaratık arasındaki mücadele ilişkisi, zamansız romantizm kalıbına son derece uyuyor. Yönetmen Guillermo del Toro klasik müzikallerden esinlenmiş.

Del Toro’nun görselleri ve çarpıcı prodüksiyon tasarımıyla (kostüm vs.) oldukça samimi bir film. The Shape of Water’ın hikayesi oldukça basit ve bazı ciddi mantıksal endişeleri gündeme getiriyor. Çok yetenekli bir sinemacının ilhamıyla ortaya çıkan film olarak dikkat çekiyor.

Ancak 2018 yılında En İyi Film ödülü kazanan filmin Three Billboards Outside Ebbing, Missouri, Call Me By Your Name ve Phantom Thread gibi yapımların arasından sıyrılıp ödül kazanması biraz garip karşılanabilir.

18. Green Book

Kötüden İyiye: 21. Yüzyılda En İyi Film Oscar’ı Kazanan 20 Film
© Universal Pictures

Belki de Oscar tarihinin en tartışmalı filmlerinden biri olan Green Book, birçok kişi tarafından malzemesinin ağırlığını sterilize eden, ırk ilişkilerinin gerici bir tasviri olarak kabul ediliyordu. Green Book, filmin karakterlerinin birbirlerinden bir şeyler öğrenmesini sağlayan bayat, basit bir yol macerası ve bu oldukça çekici ancak filmin ırk politikalarının gerçekliğine ne kadar az girdiği de rahatsız edici bir gerçek.

2019’da En İyi Film ödülünün sahibi olan Green Book, kariyerinde çoğu zaman vasat üstü işler yapmış olan yönetmen Peter Farrelly tarafından çekildi. Filmin en iyi kısmı şüphesiz Viggo Mortensen ve Mahershela Ali arasındaki uyum. Mahershela Ali, filmdeki karakterinin nefret ve saygısızlık karşısında kibar kalmak zorunda kalma mücadelesini oldukça başarılı bir şekilde tasvir etmiş. Senaryo tanıdık olsa da, ikilinin performansları ekranda büyülemeyi başarıyor.

Ancak bu durum filmi Roma, The Favourite veya BlacKkKlansman gibi ödüle aday diğer yapımlardan daha iyi bir film yapmıyor.

17. Chicago

Chicago
© Miramax, Storyline Entertainment, Producers Circle

Rob Marshall’ın yönetmenliğini üstlendiği müzikal bir yapım olan Chicago, 2003 yılında En İyi Film Oscar’ı da dahil olmak üzere 6 dalda ödül kazanmayı başardı.

Cömert prodüksiyon tasarımıyla ve müzikali basitleştiren yapısıyla yenilikçi bir fikir. Filmdeki çoğu performans sürükleyicidir. Özellikle Catherine Zeta-Jones ve John C. Reilly’nin performansları ayrı bir takdiri hak ediyor.

Yine de filmin büyük çoğunluğu, sadece şarkılar arasındaki noktaları birleştirmek için kullanılan dolgu gibi hissettiriyor. Karakterlerin motivasyonlarının pek bir inceliği yok, ancak filmin eğlenceli bir yapım olduğunu kabul etmek gerek. Ama yine de Gangs of New York, The Lord of the Rings: The Two Towers ve The Pianist gibi filmlerin arasından ödülü kazanmayı hak ettiği söylenemez.

16. The Hurt Locker

The Hurt Locker
© Voltage Pictures, Kingsgate Films, First Light Production

Sinema tarihi boyunca savaşı konu eden pek çok film olsa da, The Hurt Locker’ın savaşı bazı askerler için bağımlılık yaratan bir deneyim olarak nasıl tasvir ettiği konusunda benzersiz bir yaklaşımı var. Başarılı kadın yönetmen Kathryn Bigelow’un filmi, izleyicileri karakterlerin içine sokmayı başarıyor ve film ilerledikçe kaygı artmaya devam ediyor.

Jeremy Renner, bir bomba imha uzmanını olan William James karakteriyle oldukça başarılı bir iş çıkardı. Renner’in performansı filmin kalitesini başlı başına yükseltebilen ustaca bir performans olarak değerlendirilebilir. Ancak 2009 yılında Oscar kazanan The Hurt Locker’dan daha başarılı olduğunu düşündüğümüz District 9, Inglourious Basterds ve Up in the Air gibi başarılı yapımlar adaydı.

15. The Artist

The Artist
© uFilm, France 3 Cinéma, Studio 37, JD Prod, La Petite Reine, Jouror Productions

Oscar kültürünün en etkileyici unsurlarından biri, endüstrinin Hollywood nostaljisine olan tutkusudur. Sinema endüstrisinde sesli filmlerin yükselişiyle kendini sorgulayan sessiz filmlerin yıldızı George Valentin’i konu alan The Artist bunun güzel bir örneği. The Artist yalnızca sessiz filmlere bir övgü değil, değişen endüstrinin doğasına ışık tutan bir yapım.

Kaliteli ve kararlı komedi performanslarının yanı sıra unutulmaz yan karakterlerle tamamlanan film, göz kamaştırıcı bir sinema işi. Yine de The Tree of Life, Moneyball, The Descendants ve Midnight in Paris gibi filmlerin arasından ödüle layık görülmesi sorgulanabilir.

14. Slumdog Millionaire

Slumdog Millionaire
© Celador Productions, Film 4

Danny Boyle makroyu mikro aracılığıyla keşfetmeyi seven bir yönetmen ve bunu Who Wants To Be A Millionaire yarışmasında büyük ödülü kazanan Jamal Malik etrafında tüm hikayeyi çerçevelendirerek başarıyor.

İlgili İçerik: Who Wants To Be A Volunteer?

Filmin yapısı rahatsız edici değil. Boyle, Jamal’ı yoksulluktan kurtulurken zorluklardan geçen ve geçmişle ilişkilendirilebilir bir karakter yapmak için çok çalışıyor. Prodüksiyon özellikle Jamal ve kız arkadaşı Latika arasındaki dokunaklı romantizm söz konusu olduğunda oldukça renkli ve enerji dolu.

Slumdog Millionaire genel izleyiciyi memnun eden fimlere en iyi örneklerden biri olsa da, çok daha zengin bir film olan The Dark Knight ile aynı yıl ödül için yarıştı.

13. Million Dollar Baby

Million Dollar Baby
© Malpaso Company

1992 yapımı Unforgiven‘dan sonra En İyi Film ödülünü kazanan ikinci Clint Eastwood filmi Million Dollar Baby, karakteri kendi mirasıyla boğuşan bir adam olarak betimleyen güçlü pişmanlık ve travma hikayesi.

Eastwood ve Hillary Swank‘ın güçlü performansları, boks filmi klişelerinden daha fazlası olan karakterler ortaya çıkartıyor. Filmi sonu mideye indirilmiş bir yumruk gibi anlatımın tüm duygusal ağırlığını yansıtıyor.

Sideways ve The Aviator filmleri genel olarak daha iyi filmler olabilir ancak Million Dollar Baby kazanmayı hak etmeyen bir yapım değil.

12. Argo

Argo
© Smoke House

Akademi ABD’nin kahramanlık hikayelerine ışık tutan hikayeleri ödüllendirmeyi sever. Argo‘nun pek bilinmeyen gerçek bir hikayesi var. Ben Affleck filminde 1979’da altı Amerikan vatandaşını gizli görevle İran’dan kurtaran CIA ajanı Tony Mendez’i konu ediniyor.

Film savaşla parçalanmış bir ülkeden kaçmanın gergin bir tasviri. Dinamik karakter kadrosu kimliğini açığa çıkarmamaya çalışırken kendilerini tehlikeye atabiliyor.

Argo 2012’de Zero Dark Thirty, Lincoln, Django Unchained ve The Life of Pi gibi başarılı filmlerle rekabetinden galip ayrıldı.

11. Gladiator

Gladiator
© niversal Pictures, Scott Free Productions, DreamWorks Pictures

2000 yapımı Gladyatör, Ridley Scott‘ın benzersiz görsel detaycılığıyla türünün en heyecan verici örneklerinden biri. Scott, Maximus Decimus Meridius’un hikayesini inşa etmekte harika bir iş çıkardı.

Maximus’un trajedisinin arka planını alıp götüren bir oyunculuk sergileyen Russel Crowe ve Joaquin Phoenix‘in başarılı performansları filmin üst bir klasmanda olmasını sağlıyor. Filmin müziklerini yapan usta besteci Hans Zimmer‘in hikayenin hissine katkıda bulunması ayrıca takdiri hak eden bir iş.

Ridley Scott‘ın kariyerinin en iyi işlerinden biri olan film En İyi Film ödülünü hak eden bir yapım.